Makale
John Hazelrigg’in Astrolojik Sembolizmine Kısa Bir Bakış
John Hazelrigg’in Astrolojik Sembolizmine Kısa Bir Bakış
19. yüzyılın sonlarında Modern Occult Revival (Modern Okült Canlanma) olarak adlandırılan dönemde, Avrupa ve Amerika’da astroloji, hermetizm ve simya geleneğine yeniden bir ilgi doğmuş; bu durum modern okült ve spiritüalist toplulukların kurulmasına ve yazılı kaynakların artmasına sebep olmuştur. Yine bu dönemde ABD ve İngiltere’de spiritüalizm ve New Thought (Yeni Düşünce) akımları popülerlik kazanmış; bu akımlar zihin gücü uygulamaları, pozitif düşünce teorileri ve sağlık ile metafizik arasındaki bağlantılar üzerine yoğunlaşmıştır. Bu dönemden eserleri günümüze ulaşan yazar ve araştırmacılardan biri de astrolog John Hazelrigg’dir. Bu yazıda, sizlere bilgiyi arayan, aktaran ve bizlere ulaştıran bu değerli ustayı tanıtmak istiyorum. Yazarın Metaphysical Astrology adlı eserinden küçük bir bölüm alıntılayacak ve Hazelrigg’in astroloji felsefesine bakış açısını sunmaya çalışacağım.
Bilginin peşinde koşan ve onu gelecek kuşaklara doğru şekilde aktaran tüm üstatlara saygıyla selam olsun.
John Hazelrigg Kimdir?
John Hazelrigg (1860–1941), Amerikalı bir astrologdur. Ayrıca simya ve okültizmle de ilgilenmiştir. Purdue Üniversitesi’nde öğrenim görmüştür. Tiyatro, edebiyat, şiir, roman, dergi ve gazete yazarlığı yapmış; ayrıca resim ve sanatla da ilgilenmiştir.
Hazelrigg, astroloji çalışmalarına 1892 yılında başlamıştır. Old Moore’s Monthly Messenger (Londra, Ağustos 1914; günümüzde British Journal of Astrology) gibi gazetelerde ve dergilerde yazılar kaleme almıştır. 1900 yılında The Rationale of Astrology adlı kitabını yayımlamıştır. 1901–1902 yılları arasında aylık bir broşür olarak Hazelrigg Astrological Herald’ı yazıp yayımlamıştır. Ayrıca 1916 yılında, Delmar Bryant ile birlikte ciddi araştırmacılardan oluşan seçkin bir grup olan The American Academy of Astrologians’ı kurmuş ve başkanlık görevini üstlenmiştir.
Önemli eserleri şunlardır: Metaphysical Astrology, The Book of Formulas (temelde Paracelsus, Faber, Rulandus ve takipçilerinin simya ve hermetik yazılarından derlemeler), The Sun Book; the Philosopher’s Mecum, Astrosophic Principles, Fundamentals of Hermetic Science.
Metaphysical Astrology, Astrolojik Sembolizm Bölümünden:
Hazelrigg’e göre astroloji, yaratılışın temel kökenini derinlemesine anlamak isteyen öğrenciler için göz ardı edilemez bir öneme sahiptir. Çünkü astroloji, kozmik evrimde ortaya çıkan ilahi sırların akla dayalı bir şekilde kavranmasını mümkün kılar.
Astrolojik sembolleri üç ana kategoride inceler: Gezegenler, insan ruhunun yedi katlı yapısını temsil eder. Zodyak, tüm bedensel biçimlerin evrimini gösterir. Açılar ise özler arasındaki karşılıklı güç ilişkilerini ortaya koyar.
Böylesi kapsamlı bir çözümleme, varlığı baştan sona incelemeye olanak tanır: Başlangıçtaki kaynaktan, yalnızca gerçeklerin gölgelerini yansıtan dünyaya; oradan astrolojik sembollerin ezoterik anlamlarıyla bu gölgeleri okumaya; ardından kaderin dönüştürücü aşamalarından geçerek, nihayet tekrar her şeyin kaynağı olan İlksel Varlık’a ulaşmaya kadar.
Hazelrigg, “sembol”ü bir fikrin özünü ve karakterini ifade eden ilahi bir yaratım olarak tanımlamıştır. Sembollerin, Keldani ve Mısır kayıtlarından çok daha eskiye uzanan ideograflar biçiminde ortaya çıktığını ve bu deyimsel üslupla yorumlanan sembollerin insan zekâsının ötesine geçerek anlayışı aydınlattığını belirtir. Daire ve haç gibi temel semboller, yaratıcı düzenin ilkelerini ve potansiyellerini temsil etmek için seçilmiştir.
“Evrenin düzeni, moleküllerden devasa kozmik yapılara kadar her düzeyde ‘çark içinde çarklar’ gibi işler ve başlangıç ile son, Mutlak’a doğru ilerler. Bu sonsuz ve sürekli hareket, daire biçiminde tasvir edilmiştir; daire, yaratıcı enerjinin döngüsel tezahürünü ve varlığın evrensel bütünlüğünü simgeler.”
Hazelrigg şöyle der: “İlahi Kaynak’tan ‘Yaşamın Ateşi’, yani ruh var olur; oradan da ‘Ateşin Yaşamı’, yani nefs ya da can yayılır. Bu iki öz, görünür dünyada üçüncü bir ilke olan ve ‘katılaştırıcı unsur’ olarak adlandırılan ‘madde’ yoluyla kendini göstermektedir.”
Bu üçlü, varlığın teslisini oluşturur: Yaşam, öz ve görünüş; ya da ruh, nefs ve beden. Bunlar sırasıyla ◯ (daire), ☽ (hilal) ve ✚ (haç) sembolleriyle temsil edilir. Bu ideograflar, belirli ilahi niteliklerle uyumlu biçimlerde birleştirildiklerinde gezegensel sembolleri meydana getirirler.
Bunların her biri de belirli bir ilkeye karşılık gelir:
Güneş (☉) Yaşam ilkesi;
Ay (☽) Astral beden ya da duyusal ruh;
Merkür (☿) İnsan, insani ruh;
Venüs (♀) Ruh,
Mars (♂) Hayvansal ruh,
Jüpiter (♃) Spiritüel ruh,
Satürn (♄) Fiziksel beden.
Haç Sembolü - Kozmik Düşüncenin Dört Kanalı
Gezegenler, daha yüksek ruhsal özlerin dört temel yaşam ilkesine ayrılarak görünür hâle gelmesini sağlayan kozmik araçlar olarak görülür. Çünkü ezoterik göksel felsefe, kozmik düşüncenin ve yaratıcı süreçlerin dört ayrı kanal ya da etkinlik düzeyi üzerinden işlediğini kabul eder. Bu dört ilke mistik olarak “Haç” (✚) sembolüyle ifade edilir. Bu sembol dikkatle incelendiğinde, yaratılışı oluşturan unsurların gerçek doğasını ve birbirleriyle kurdukları ilişkileri daha iyi anlamak mümkün olur.
Monadik yaşam; ruh, nefs ve beden üçlüsünü, yani yaratım alanındaki üçlü gücü kapsar. Ancak bu güçlerin maddi dünyada somut biçimde ortaya çıkabilmesi, önceden var olan bir bilinç, anlayış ya da akıl ilkesiyle birleşmeleri sayesinde gerçekleşir. Böylece tezahürün dört temel unsuru ortaya çıkar: istikrar, hareket, akıl ve bilinç. Bunlar mistik öğretilerde varoluşun temel nitelikleri olarak kabul edilir.
Kozmik düzeyde bu dört unsur, Zodyak’ın on iki takımyıldızını oluşturan sabit yıldızlarda somutlaşır. Astrolojide bunlar sırasıyla toprak, su, ateş ve hava üçgenleri olarak ifade edilirken; simyada ise tuz, kükürt, cıva ve azot olarak adlandırılır.
Astrolojik Sembolizmde Daire ve Nokta
Astrolojik sembolizmde Güneş, merkezinde bir nokta bulunan daire (☉) ile temsil edilir. Daire (◯), mükemmelliği, birliği ve mutlak gücü simgeler; bu güç soyut anlamda “İlksel İrade” olarak düşünülebilir. Dairenin merkezine yerleştirilen nokta ise bu gücün harekete geçmesini, yani etkinlik kazanmasını ifade eder. Böylece güç, “kuvvet” hâline dönüşür ve yaşam veren enerji ortaya çıkar. Astrolojide bu canlandırıcı enerji Güneş ile özdeşleştirilir. Bu nedenle Güneş, ruhun maddi dünyada görünür hâle gelen yaşamsal ilkesini temsil eder.
Güneş sembolü, göksel kaynağın temel potansiyellerini daire ve merkez noktası aracılığıyla gösterir. Zohar’da anlatıldığı gibi, bilinmeyenin kendini açığa çıkarma arzusu bir noktanın oluşmasıyla başlar. Bu nokta, tezahürün ilk adımıdır; hem ruhsal hem de geometrik açıdan temel bir ilke olarak kabul edilir. Matematikte diğer bütün ölçülerin belirlenmesi için nasıl bir başlangıç noktası gerekiyorsa, ruhsal anlayışta da bu nokta benzer bir işleve sahiptir. Ancak nokta, sonsuz ve sınırsız olarak düşünüldüğünde, herhangi bir ilişki ya da ölçüden bağımsız kaldığı için sonsuzluğun gizemleri kadar kavranamazdır.
Nokta aynı zamanda üretkenliği ve etkinliği temsil eder; kendi içinde bağımsız bir gücün varlığını taşır. Kabala öğretisinde bu iki unsur, öz/mükemmellik (◯) ve enerji/tezahür olarak açıklanır. Bu ilkeler yalnızca görünür Güneş’in işlevlerinde değil, Güneş sembolünün ezoterik anlamında da birlikte çalışır. Hermetik anlayışın söylediği gibi “Var olan her şey ikilidir”; bu yüzden bir nedeni incelerken onun sonucunu da dikkate almak gerekir.
Atomlaşma düşüncesi de, kuvvetin ölçüsünü göstermek amacıyla maddi varoluşa dayanan ilksel güçlerin bir örneği olarak görülür. Sadelik ve denge ancak hareket sayesinde mümkündür. Yani, varoluşun düzeni, durağanlıkta değil, bilinçli ve sürekli etkinlikte ortaya çıkar. Evrim ise, Sonsuz Varlığın etkinliklerini oluşturan içsel süreçleri sürekli ve bilinçli biçimde fark etme sürecidir. Bu nedenle Güneş, ilksel etkinliğin ve yaratıcı gücün sembolü sayılmış; egemenliğin işareti olarak görülmüş ve birçok dini öğretide merkezî bir konuma yerleştirilmiştir.
Makrokozmostaki astral enerjiler aracılığıyla yaşamın farklı tezahürleri kendilerine özgü nitelikler kazanır. Aynı zamanda bu enerjiler, “yedi göksel aracı” (Pleiades) üzerinden bireysel yaşam biçimlerinde yaratıcı ilkeleri temsil eden bilinçli ve yönlendirici özelliklere dönüşür.
Hazelrigg’in Metaphysical Astrology eserindeki “Astrolojik Sembolizm” bölümünden kısa bir kesit paylaşmak istedim. Görüldüğü gibi astroloji, yalnızca kişinin karakteri ya da yaşamında karşılaşabileceği olaylar üzerinden yorum yapan bir alan değil; aynı zamanda yaratılışın düzenini, insanın evrenle ilişkisini ve varoluşun sembolik yönlerini anlamaya çalışan derin bir düşünce geleneğidir.
Bugün astroloji eğitimlerinde çoğunlukla pratiğe ve teknik uygulamalara ağırlık veriliyor olsa da, bu bilgilerin ardındaki felsefi ve sembolik temelleri araştırmanın da önemli olduğuna inanıyorum. Belki de asıl mesele, bize sunulan bilgileri olduğu gibi almak değil; onları sorgulamak, derinleştirmek ve kendi anlayışımızla yeniden yorumlayabilmektir.
Bu nedenle astrolojiyle ilgilenen herkes için okumanın, araştırmanın ve farklı kaynaklarla düşünceyi beslemenin değerli olduğunu düşünüyorum. Ayrıca bu ilmin yarınki değerini bugün bu bilgilerle ne yaptığımız, bilgiyi nasıl kullandığımız ve onunla neler üretebildiğimiz belirleyecektir.
Umarım bu paylaşım, okuyan herkes için hem düşündürücü hem de ilham verici olmuştur.
Simge Ryan - Karma Astrolog
Yorumlar (0)
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!