YARALI BİR RUHA;ÖĞÜT VERİLMEZ , ANALİZ YAPILMAZ , ACELE ETTİRİLMEZ , UYAN ARTIK DENMEZ..” ÖMER ÖZÜMER
Ruhu yaralıya ‘ UYAN ’ demek Odin’in bile kaçındığı bir küstahlıktır. Kendi acısını taşımakta bile zorlanan, yaraya tahammülü olmayan kalabalıklar, başkasının yarasına çözüm dayatırlar. Çünkü acı susmazsa, düzenleri bozulur. Bu yüzden ilk söyledikleri hep aynıdır: “Geçti artık…” Oysa bazı sorular yaşanarak cevaplanır. Yara da bir sorudur; zamanla değil, temasla cevaplanır. Zaman her şeyi iyileştirmez; bazı şeyler ancak adlandırıldığında çözülür. Adını koymadığın acı ise bedeninde yuva yapar. “Güçlü ol,” derler. Bu, bir temenni değil, bir tehdit: Dağılma, bana yük olma babında… Oysa insan en çok, güçlü görünmeye çalışırken tükenir. Acıyı yaşayarak aşarsın. Yaşanmamış acı erdem üretmez; yalnızca bedenine çöker. “Takma kafana,” derler. Sanki acı, zihnin şımarıklığıymış gibi… Oysa travma, hatırlamak değil; yeniden yaşamaktır. Sinir sistemi, tehlike geçmeden susmaz. Beynin acını tekrar eder; çünkü bir daha olmaması için çıkış yolu arar, seni korumaya çalışır. Bu zayıflık değil; hayatta kalma refleksidir. Freud, “Bastırılan geri döner,” der; hem de daha sert, daha karanlık bir yerden. “Affet, özgürleş” cümlesi çağın en cilalı yalanıdır. Af, bir hedef değil, bir sonuçtur. Zorla affedilen her şey, Jung-’un dediği gibi “gölgeye” itilir ve insanın en zayıf anında geri döner. Acıyı sindirmeden söylenen her af, ruhun altına süpürülür ve gece uykuda geri döner. Bazı yaralar iyileşmek için değil, bilgelik üretmek için vardır. Bazı acılar ise sadece yıkar; bilgelik de üretmez. Ama yaralı şifacı, kendine hemen merhem sürmez. Önce yarasıyla karşılıklı oturur. Bazı acılar ders değildir; sadece mağdur eder. Olan şey sadece haksızlıktır ve haksızlık kutsanmaz. İnanna’nın yeraltına inişinde tanrıça soyulur, güçlerinden arındırılır, ölü gibi asılır. Kimse ona “dersini al” demez. Beklerler. Çünkü dönüş aceleye gelmez.“Pozitif düşün” Çağın en toksik duası. Pozitiflik, acının üstüne sürülen parlak bir kaplama. Altında çürüme varsa, ışık kokuyu gizlemez. Bastırılan duygu yok olmaz; ya bedene iner ya dile sertleşerek çıkar. “Ben olsam takmazdım”: Şefkatli görünen ama kibirli bir cümle. “Ben senden güçlüyüm” demenin daha kibar hâli. Yaralı insan bunu duyduğu an susar. Çünkü anlaşılmayacağını bilir.
Yorumlar (0)
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!