Yoga Felsefesinde Karma
Karma, Sanskritçede "eylem" ve "eyleyen" anlamına gelir. Kişinin verdiği kararı uygulaması ve gerçekleştirdiği eylemin sonucu her ne ise, onun meyvesini almasıdır. Yaptığımız her şey; kelimelerimiz, düşüncelerimiz, niyetlerimiz, duygularımız ve yaşadığımız her saniye yeni bir iz, yeni bir karma yaratır. Korkmayın; bu, varoluşun mutlak bir koşuludur. Hayatı yaşarken izler bırakırız ve bu izler sonuçlanarak bizi yaratır. Yaşadığımız bu sürece iyi ya da kötü demek mümkün değildir; çünkü karma sadece vardır. İyi & kötü düşüncesi bir modifikasyondur, zihnin yorumudur. Kişi eylemlerinde beklentisiz olmalıdır. Çünkü her eylemin bir etkisi vardır ve bu etkinin bir tepkisi oluşur. Bu tepkinin iyi ya da kötü olarak tanımlanması ise, bizim onu nasıl yaşadığımız ve nasıl algıladığımızla ilgilidir. Yani karma, tam anlamıyla eylemlerimizin bizde yarattığı etkilerin toplamıdır.
*Bhagavad Gita*, III:30’da şöyle der:
“Tüm eylemlerini bana adayarak, keskin bir zekâ ile ayırt etme yetini kullanarak, beklentisizce, ‘ben’ ve ‘benim’ demeden, arzularına tutunmadan ayağa kalk ve savaş!” Çünkü her bir eylem arzunun sebebidir. Arzularımız zihinden kaynaklanır ve mümkün olan ya da ihtiyaç duyulan her yerde fiziksel eyleme dönüştürülür. Birçok eylem bu şekilde, rutin hâlinde gerçekleşir. Eylemlerimizdeki niyet son derece önemlidir; çünkü yaptığımız her şey evrensel yasaya tabidir ve mutlaka bize geri döner. Bunu, “ektiğini biçmek” olarak da düşünebiliriz. Eylemi yaratan kişi olarak, eylemde marifeti bilerek yaşanan hayatlar ister bir savaş meydanında olsun ister Uzak Doğu’da bir ashramda hiç fark etmez; içsel huzur, barış ve dengeye ancak beklentisizce eylemde bulunup eylemlerinin sonuçlarına tutunmadığı sürece ulaşabilir. Aksi hâlde o nihai huzur mümkün olmaz.
Karma bir ödül de değildir, bir ceza da. Benlik duygunla hayatı yaşama hızın uyum içindeyse, karma seni rahatsız etmez; zaten “karma var mı yok mu” diye sorgulamaz, sadece yaşarsın. Erdemli ve ahlaklı yaşamak, zaten senin varoluşsal amacındır. Karma üç şekilde gerçekleşir. Birincisi, eylemi bizim gerçekleştirmemizdir. İkincisi, eylemin bize yapılmasıdır; yani yaptığımız eylemin nötrlenmesini yaşarız. Üçüncü hâl ise şahitliktir: Ne eylemi gerçekleştiren sizsiniz ne de eyleme maruz kalan; sadece olan bitene şahitlik edersiniz.
Bu üçüncü hâl ilk bakışta kolay gibi görünse de aslında en zoru budur. Sessiz ve tepkisiz kalabilmek, konuya dahil olmadan durabilmek ve sadece izlemek büyük bir farkındalık gerektirir. Eğer bunu başardıysan, o karma defterini kapatmış olursun. Bu hâl, meditasyondaki duruma benzer: Zihinde olup bitenleri izlersin; düşünceler gelir ve geçer, sen sadece tanık olursun. İşte bu yüzden yoga ve meditasyonun hayatımızın bir köşesinde yer almasını öneririz. Bu izleme, bu görme hâli karmadan özgürleşme hâlidir. Yoga pratiği, eylemde beceri hâlidir. Yoga yalnızca matın üzerine çıkıp yapılan esneme hareketleri değildir. Evet, bedenle başlar; nefes ve meditasyon çalışmalarıyla zihne yansır ve oradan tüm yaşama yayılır. Yukarda dediğim gibi karma ödül yada ceza değil;dengenin kendi yolunu bulma halidir.Bu denge senin içinde,ne şekilde var oluyorsanız olun “varoluş sizin elinde”…
Her şey kaynağına dönmek ister tıpkı senin gibi…
Devri alem dönsün öyleyse…
Yorumlar (0)
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!