Makale

VENÜS DÖNGÜSÜ

30 January 2026 22 dk okuma
VENÜS DÖNGÜSÜ
Venüs Döngüsü Venüs : Aşk, Savaş Ve Çatışmanın Gezegen Arketipi Venüs, modern çağda çoğunlukla aşk, estetik ve uyumla özdeşleştirilmiş olsa da; Antik Yunan, Mezopotamya ve Mezoamerikan mitolojik kaynaklar bu gezegenin çok daha karmaşık, çok katmanlı ve çatışmalı bir doğaya sahip olduğunu gösterir. Venüs, yalnızca birleştiren değil; aynı zamanda ayıran, tetikleyen ve dönüştüren bir ilke olarak karşımıza çıkar. Yunan mitolojisinde Venüs, Afrodit olarak Uranos’un oğlu Kronos tarafından hadım edilmesi sırasında okyanusa düşen kan damlalarının deniz köpüğüyle (aphros) birleşmesinden doğar. Afrodit adı da buradan gelir: “köpükten doğan”. Kaosun içinden dünyaya gelmiş olması, Venüs’ün yalnızca aşk ve güzellik değil; aynı zamanda çatışma, rekabet ve savaşla ilişkilendirilmesinin mitolojik temelini oluşturur. Afrodit, İştar ve İnanna gibi farklı kültürel tezahürleriyle Venüs; çekim ve bereket kadar kıskançlık, iktidar mücadelesi ve yıkıcı arzunun da sembolüdür. Yunan mitolojisinde Afrodit’in Adonis’e duyduğu tutkulu arzu, bu gölge doğayı açıkça yansıtır. Afrodit’in Adonis’i koruma içgüdüsüyle Persephone’ye teslim etmesi, ardından Persephone’nin de Adonis’e âşık olması tanrıçalar arasında rekabet ve düşmanlık yaratır. Anlatıların tamamında Adonis’in bir yaban domuzu tarafından öldürülmesi, Venüs mitlerinde sıkça rastlanan bir temayı vurgular: Arzu, kaçınılmaz biçimde yıkım ve dönüşümle iç içedir. Homeros’un İlyada’sında Venüs’ün savaş tetikleyici rolü Paris’in Yargısı anlatısıyla belirginleşir. Anlaşmazlık tanrıçası Eris’in düğüne attığı altın elma Hera, Athena ve Afrodit’i karşı karşıya getirir. Paris’in Afrodit’i seçmesi karşılığında Truvalı Helen’in vaat edilmesi, Truva Savaşı’nı başlatan kıvılcım olur. Böylece Venüs, bireysel arzunun kolektif yıkıma dönüşmesinin mitolojik simgesi hâline gelir. Venüs ve Savaş Arketipi Mezopotamya’da Venüs, İştar ve İnanna adlarıyla hem aşk ve bereketin hem de savaşın tanrıçası olarak anılmıştır. Ahameniş Dönemi’nde Anahid Abaxtari olarak bilinen bu figür, krallık meşruiyetinin ilahi kaynağı sayılmış; pek çok Mezopotamya kralı zafer ve iktidar için Venüs’ün desteğini aramıştır. İştar, savaşta esir taşıyan silahlı bir tanrıça olarak tasvir edilir. Venüs’ün savaşla ilişkilendirilmesi yalnızca mitolojik anlatılarla sınırlı değildir. En eski göksel kehanet derlemelerinden biri olan Enuma Anu Enlil, Venüs’ün belirli doğuşlarını düşmanlık ve çatışma göstergesi olarak yorumlar. Orta Çağ Yahudi astrologlarından İbn Ezra ise Venüs Dünya’ya yaklaştığında dünyevi olaylar üzerindeki etkisinin arttığını vurgular. Mezoamerika’da Maya uygarlığı da Venüs’ü bir savaşçı figür olarak görmüştür. Borgia Kodeksi, Venüs’ün Sabah Yıldızı olarak doğuşunu açık biçimde savaş ve saldırı zamanlarıyla ilişkilendirir. Venüs Döngüsü ve Göksel Mimari Venüs’ün Güneş ile yaklaşık sekiz yılda bir aynı burçta kavuşum yapmasıyla şekillenen Venüs döngüsü, gezegenin gökyüzünde sabah ve akşam yıldızı olarak iki farklı görünümle belirdiği evreleri kapsar. Bu döngü, Venüs’ün yalnızca astronomik bir hareketi değil; aynı zamanda çok katmanlı sembolik anlamlar taşıyan bir süreç olduğunu gösterir. Venüs’ün sabah ve akşam yıldızı fazları, onun ikili doğasını simgeler. Antik gözlemciler için doğu ve batı ufkunda beliren bu iki parlak ışığın aslında aynı gökcismi olduğunu fark etmek zaman almıştır. Astronomik açıdan Venüs, Güneş etrafındaki yörüngesinde üst kavuşumdan alt kavuşuma doğru ilerlerken Akşam Yıldızı, ters yönde hareket ederken ise Sabah Yıldızı olarak gözlemlenir. Sembolik düzlemde bu iki görünüm farklı nitelikleri temsil eder. Akşam Yıldızı Venüs, uyum, çekim ve ilişki kurma kapasitesiyle ilişkilendirilirken; Sabah Yıldızı Venüs, özgüven, tutku, saldırgan arzu ve çatışma potansiyelini ifade eder. Bu karşıtlık, Venüs’ün yalnızca birleştirici değil, aynı zamanda ayrıştırıcı bir gücü de bünyesinde barındırdığını ortaya koyar. Bu nedenle Venüs, mitolojik ve astronomik kaynaklarda tek boyutlu bir “aşk tanrıçası” olarak ele alınmaz. Afrodit’ten İştar’a, Roma’dan Maya uygarlığına uzanan anlatılar; Venüs’ün arzu, iktidar ve çatışmayı aynı potada eriten güçlü bir gezegen arketipi olduğunu gösterir. Bu çok katmanlı sembolizm, Venüs’ün göksel döngülerinin neden tarih boyunca savaşlar, krizler ve derin dönüşümlerle ilişkilendirildiğini anlamak için önemli bir anahtar sunar. Venüs döngüsü, gezegenin retro hareketinin ortalarında, Güneş ile yaptığı kavuşumla başlar. Bu kavuşuma alt kavuşum adı verilir. Venüs, yaklaşık sekiz yıl sonra, yine aynı burçta ve bu kavuşum noktasına çok yakın bir derecede Güneş ile tekrar buluşur. Bu sekiz yıllık süreç, her biri sinodik döngü olarak adlandırılan beş ayrı evreden oluşur. Venüs’ün sinodik döngüsü, Dünya’dan gözlemlendiğinde Venüs’ün Güneş ile yeniden aynı boylama gelmesi için geçen süreyi ifade eder ve yaklaşık 584 gün, yani 19 ay sürer. “Sinod” kelimesi, Yunanca’da “toplantı yeri” anlamına gelen synodos sözcüğünden türemiştir ve iki gökcismi arasındaki döngüsel ilişkiyi tanımlar. Bu beş sinodik döngü bir araya geldiğinde, gökyüzünde pentagram olarak bilinen beş köşeli yıldız desenini oluşturur. Venüs, yaklaşık sekiz yıllık bir periyot boyunca zodyak kuşağını 13 kez dolaşır. Bu sekiz yıllık dönem, daha uzun soluklu olan 40 yıllık bir döngünün parçasıdır. Bu süreçte Venüs, Güneş ile zodyakta beş belirli noktada kavuşum yapar. Jeosantrik bakış açısıyla bu kavuşum noktaları, Venüs’ün “Pentagramı” ya da “Gül Yaprakları” olarak adlandırılan simetrik bir desen meydana getirir. Venüs’ün retro hareket ettiği dönemlerde bu desenin kıvrımları içe doğru bükülürken, düz harekette kıvrımlar dışa doğru açılır. Bir Venüs sinodik döngüsü; alt ve üst kavuşumlar, retro dönemler ve bu süreçlerin arasında gelişen çeşitli ara evrelerden oluşur. Bu evrelerin her biri, Venüs’ün hem göksel hem de sembolik düzlemde nasıl işlediğini anlamak için ayrı bir kapı aralar. Venüs, Güneş etrafındaki yörüngesinde ilerlerken üst kavuşumdan alt kavuşuma, yani doğu uzanımına doğru hareket ettiğinde Akşam Yıldızı kimliğine bürünür. Antik kaynaklarda Hesperos (Batılı) olarak anılan bu faz, mitolojik düzlemde Afrodit arketipiyle ilişkilendirilir. Üst kavuşumdan sonra Venüs, Güneş’in arkasına geçer ve bir süre sonra Güneş’in batışının ardından görünür hâle gelir. Bu nedenle bu evre, “akşam yıldızı (evening star)” olarak adlandırılır. Venüs’ün Akşam Yıldızı olarak görünmeye başlaması, her zaman üst kavuşumdan yaklaşık 36–40 gün sonra, Venüs’ün Güneş’ten 10 derecelik bir uzaklığa ulaşmasıyla gerçekleşir. Antik Yakın Doğu metinlerinde 40 sayısının sıkça vurgulanmasının ardında yatan nedenlerden biri de bu göksel ritimdir. Aynı şekilde, Venüs’ün Güneş ile alt kavuşum yapmasından yaklaşık bir hafta sonra, Güneş’ten önce doğarak sabah gökyüzünde belirmesiyle Sabah Yıldızı evresi başlar. Bu faz, Phosphoros ya da Lucifer (ışık taşıyıcı) adıyla anılır. Astrolojik sembolizmde bu iki görünüm, harita üzerinde farklı evlerle ilişkilendirilir. Sabah Yıldızı Venüs, doğu ufkunda yükselirken 12. ev alanında yer alır; bu ev geleneksel olarak düşmanlar, görünmeyen güçler ve bilinçdışı süreçlerle ilişkilendirilir. Buna karşılık Akşam Yıldızı Venüs, batı ufkunda batarken 7. evde konumlanır; bu alan anlaşmalar, antlaşmalar ve karşılıklı ilişkiler evidir. Böylece Venüs’ün sabah ve akşam evreleri, bireysel iç çatışmalar ile dış dünyada kurulan bağlar arasındaki geçişi sembolize eder. Her Akşam’dan Sabah’a Venüs dönemi, yaklaşık dokuz Dünya ayı sürer. Bu süre, Venüs’ün tarih boyunca doğurganlık, yaratım ve yeniden doğuş temalarıyla ilişkilendirilmesinin kozmik temelini oluşturur. Venüs’ün sinodik döngüsündeki geri hareketi sırasında gökyüzünden bir süreliğine kaybolması, birçok mitolojik anlatıda sembolik bir dille aktarılmıştır. Bu süreç, Sümer mitolojisinde İnanna’nın yeraltına inişi ile eşleştirilir. İnanna–Ereşkigal miti, Venüs arketipinin en çarpıcı anlatımlarından biri olarak, kahramanın yolculuğunun içsel ve dişil bir versiyonunu sunar. İnanna, yaşamında yeni bir eşiği geçerken yeni evliliğine ve yeryüzündeki düzenine uyum sağlamaya çalıştığı bir dönemde yeraltından gelen bir çağrı duyar. Bu çağrı, dışsal bir “kız kardeşten” ziyade, onun bastırılmış, karanlık ve inkâr edilemeyen başka bir yönüdür: Ereşkigal. İnanna bu çağrının sonucunu bilmez; ancak ona kayıtsız kalamayacağını hisseder. Yeraltı dünyasına inişi boyunca İnanna, her kapıda kimliğini, gücünü ve yeryüzünde onu ayakta tutan savunmalarını birer birer bırakmak zorunda kalır. En derine ulaştığında artık ne unvanı ne de zırhı vardır; tamamen savunmasızdır. Ereşkigal’in kederi ve öfkesiyle yüzleştiği bu noktada İnanna ölür , bu, eski benliğin sonudur. Ancak İnanna inişinden önce hizmetçisine bir eşik bırakmıştır: üç gün. Eğer geri dönmezse yardım istenecektir. Bu hatırlanma sayesinde, küçük ve mütevazı aracılar olan sihirli sineklerin yardımıyla bedeni yeniden canlanır. Ölümle yüzleştikten sonra İnanna, yeraltından aynı kişi olarak değil, daha derin bir farkındalıkla geri döner. Venüs’ün Sinodik Döngüsü ve İnanna’nın Yeraltına İnişi Venüs’ün sinodik döngüsü, Sümer mitolojisinde İnanna’nın yeraltına inişiyle sembolik bir paralellik taşır. Bu mit, Venüs’ün gökyüzündeki görünürlük–görünmezlik evrelerini yalnızca astronomik bir süreç olarak değil, bilincin çözülme, dönüşüm ve yeniden doğuş yolculuğu olarak okumamıza imkân tanır. I. Retrograd Evre (≈ 40 Gün) Venüs, akşam gökyüzündeki parlaklığını yitirirken yön değiştirir ve yaklaşık kırk gün süren retrograd evreye girer. Bu dönem, dış dünyada ilerlemenin mümkün olmadığı; yönün, arzunun ve kimliğin çözülmeye başladığı bir ara zaman niteliği taşır. Bu evrede Venüs geri çekilmez; içe doğru döner. Değerler askıya alınır, ilişkiler yeniden sorgulanır, benliğin alışıldık tanımları çözülür. Retrograd, bir duraksama değil; kimliğin sökülme sürecidir. II. Güneş Alt (İnferior) Kavuşumu Retrograd sürecin kalbinde Venüs, Güneş ile kavuşur. Bu an, görünür gökyüzünde bir yokluk hâli yaratırken, bilinç düzeyinde mutlak bir başlangıç noktasına karşılık gelir. Güneş ile gerçekleşen bu inferior kavuşum, Venüs döngüsünün tohum anıdır. Eski değer formu ölür; yeni olan ise henüz görünür değildir. Birkaç gün sonra Venüs, Sabah Yıldızı olarak yeniden doğar (heliakal doğuş) ve böylece yaklaşık 584 gün sürecek yeni bir sinodik döngü başlar. III. Sabah Yıldızı Evresi Venüs, Güneş’ten önce doğarak yaklaşık 260 gün boyunca Sabah Yıldızı olarak gökyüzünde görünür. Bu süreçte Ay ile yedi ila sekiz kez kavuşum yapar. Mitolojik düzlemde bu evre, İnanna / İştar’ın yeraltı dünyasına inişini simgeler. Sabah Yıldızı Venüs, ışığıyla yükseliyor gibi görünse de, bu aşamada bilinç yüzeyden derine, aşağıya doğru hareket etmektedir. IV. Yeraltı Dünyası Evresi Bu aşamada Venüs, Güneş ile birlikte tamamen görünmez olur. Bu görünmezlik dönemi, yeraltı dünyası evresidir.İnanna ölür. Eski benlik artık yoktur. Yaklaşık 60–90 gün süren bu süreç, kaynağa dönüşü simgeler. Venüs, Güneş’le özdeşleşir; bireysel ışık, ilksel ışıkla birleşir. Burada hareket yoktur; yalnızca çözülme ve sessiz bir hazırlık hâli vardır. V. Akşam Yıldızı Olarak Dönüş Venüs yeniden görünür hâle geldiğinde bu kez Akşam Yıldızı olarak doğar. Gökyüzüne dönüşü, büyüyen Ay eşliğinde gerçekleşir ve bu evrede de Ay ile yedi ila sekiz kavuşum yaşanır.Bu süreç, yeraltı dünyasından ters sırayla çıkışı simgeler. İnanna, yedi kapıdan geri geçerken giysilerini yeniden alır; ancak artık eski hâliyle değil. Her giysi, dönüşmüş bir bilinçle yeniden giyilir. Güç, arzu, ifade ve sevgi artık ham değildir; inisiyasyondan geçmiş hâlleriyle taşınır. Venüs, Akşam Gökyüzünde yeniden retrograd harekete girer ve Güneş’le alt kavuşum yaparak yeni bir döngüyü başlatır. Bu mit bize şunu anlatır: Venüs’ün öğretisi, öz değeri korumak değil; onu ölümden geçirerek yeniden tanımlamaktır. İnanna çağrıyı yanıtsız bırakamaz; tıpkı Venüs’ün de bize, ne pahasına olursa olsun, kendi değerimizi ve hakikatimizi inkâr edemeyeceğimizi hatırlatması gibi. Venüs’ün sinodik döngüsü, yalnızca bir astronomik periyot değil; bilincin çözülme, ölüm, arınma ve yeniden doğuş üzerinden kendini hatırlama sürecidir. Akşam Yıldızı’ndan Sabah Yıldızı’na uzanan bu inisiyasyon hattı, her evresiyle insan bilincinde farklı bir eşiğe karşılık gelir. 2025 Mart Ayında Koç Burcunda Başlayan Venüs Sinodik Döngüsü: Venüs’ün yolculuğu sırasında bir süreliğine gökyüzünden kaybolmasının ardından, Akşam Yıldızı olarak batı ufkunda ilk kez belirdiği an, önümüzdeki yaklaşık 19 aylık sinodik döngünün hangi temalarla ve hangi bilinç frekansıyla açıldığını gösteren kozmik bir mühür niteliği taşır. Bu ilk görünürlük anının gerçekleştiği zodyak derecesi, döngünün tonunu, değer alanlarını ve deneyimlenecek farkındalık eşiğini sembolik olarak belirler. Şubat 2026’da Venüs, Balık burcu 8° derecesinde Akşam Yıldızı olarak gökyüzünde görünür olacaktır. Bu derecede yer alan Skat sabit yıldızı, geleneksel astrolojide kalıcı mutluluk ve hayır getiren bir yıldız olarak kabul edilir. Ancak bu görünüm, aynı zamanda Kara Ay Lilith’ten aldığı kare açı nedeniyle, özellikle yakın çevredeki kadın figürleriyle ilişkilerde gölgeli temalara ve incitici deneyimlere işaret edebilir.Yeni sinodik döngü, 22 Mart 2025’te, Venüs’ün Koç burcu 2°39’ derecesinde, retro hareketindeyken Güneş ile yaptığı inferior kavuşum ile açılmıştır. Bu an, Venüs döngülerinde bir tohum noktasıdır: değerlerin, ilişkilerin, arzunun ve çekim yasasının henüz görünür olmadan yeniden kodlandığı, bütünüyle içsel bir başlangıç evresidir. Koç vurgusu, döngünün cesaret, bireysel irade ve varoluşsal dürtü üzerinden şekilleneceğini gösterirken; retro hareket, yönelimin dış dünyadan ziyade içe doğru olacağını ima eder. Bu kavuşumun ardından Venüs, 29 Mart 2025’te, Balık burcu 28°52’ derecesinde Sabah Yıldızı olarak gökyüzüne doğmuştur. Bu doğuş, görünmez olanın ışık kazanmaya başladığı eşiği simgeler. Balık burcunun son derecelerindeki bu yükseliş, döngünün ilk ifadesinin sezgisel, şefkatli ve çözülmüş sınırlar üzerinden şekilleneceğini; yeni değerlerin önce kalp ve bilinçdışı düzeyde hissedileceğini anlatır. Döngünün tepe noktası ise 6 Ocak 2026’da, Venüs’ün Oğlak burcunda, 16° Vega sabit yıldızı üzerinde Güneş ile yaptığı superior kavuşum ile yaşanmıştır. Bu faz, Venüs döngüsünün “tam aydınlanma” anı olarak kabul edilir; tohumda saklı olan anlamın bilince yükseldiği eşiktir. Kadim geleneklerde Vega, ilahi düzen, yüksek idealler ve kozmik hafıza ile ilişkilendirilir. Oğlak bağlamında bu kavuşum, değerlerin somutlaşmasını, yapı kazanmasını ve sorumluluk bilinciyle sınanmasını ifade eder. Aynı zamanda bireysel arzuların, kolektif ve uzun vadeli hedeflerle hizalanmasını talep eden bir bilinç kapısı açar. Döngü, 17 Şubat 2026’da, Venüs’ün Balık burcu 8° derecesinde Akşam Yıldızı olarak yeniden gökyüzünde görünür hâle gelmesiyle yeni bir ifade evresine girer. Bu tarih, dikkat çekici bir göksel örtüşmeye de sahne olur; aynı gün Kova burcu 28°49’ derecesinde bir Güneş tutulması gerçekleşir. Akşam Yıldızı Venüs, içsel olarak olgunlaşmış değerleri artık dış dünyada ilişki, çekim ve seçimler yoluyla ifade etmeye başlarken; Kova’daki tutulma, bireysel kalpten doğan bu değerlerin kolektif alanla, gelecek vizyonlarıyla ve toplumsal ağlarla nasıl paylaşılacağını sorgulatan güçlü bir eşik oluşturur. Bu sinodik döngü, bir bütün olarak ele alındığında; benlik iradesiyle (Koç) başlayan, şefkat ve çözülme bilinciyle (Balık) yoğrulan, kozmik ilke ve yapı üzerinden (Oğlak) bilinç kazanan ve nihayetinde kolektif gelecek vizyonu ile (Kova tutulması) ilişkilenen derin bir değer dönüşümünü anlatır. Venüs bu süreçte yalnızca “ilişkiler gezegeni” olarak çalışmaz; bilincin neye, nasıl ve neden değer verdiğini yeniden ayarlayan kozmik bir düzenleyici işlevi görür. Döngü, Akrep’te tamamlanan derin bir dönüşümle kapanır ve bir sonraki Venüs hikâyesi için alan açar. Venüs mitolojisi ve göksel döngüleriyle ilgili sık yapılan temel bir yanlış, yeraltı dünyasına inişin retrograd hareketle özdeşleştirilmesidir. Oysa esas iniş, Venüs’ün Sabah Yıldızı’ndan Akşam Yıldızı’na geçerken gökyüzünde görünmez olduğu evrede gerçekleşir. Bu faz, İnanna’nın yeraltına inişi sırasında kapılardan geçerek soyunduğu, benliğin çözülmeye başladığı ve eski değer formlarının öldüğü safhaya karşılık gelir. Bu iniş evresi, 29 Mart 2025’te Venüs’ün Balık burcu 28° derecesinde Sabah Yıldızı olarak doğmasıyla başladı. Bu dönemde aşk, arzu, değer ve öz saygı alanlarında yalnızca deneyimler yaşamayız; aynı zamanda bu temaların gerçek kaynağını sorgulamaya başlarız. Venüs görünmezliğe doğru ilerlerken, bilincin yüzeyinde tuttuğumuz sevgi tanımları çözülmeye başlar. Bu karanlık eşikte Venüs bizden şunu talep eder: Artık beslemeyen ilişkileri, değeri kalmamış beklentileri ve öz saygıyı zedeleyen alışkanlıkları geride bırakmak. Bu bir kayıp değil; bir yükten arınma hâlidir. Çünkü yeraltına yalnızca özle inilmelidir. Venüs, 26 Kasım 2025’te Akrep burcunun 24° derecesinde yeraltına tamamen indi. Ardından 17 Şubat 2026’da, Balık burcu 8° derecesinde Akşam Yıldızı olarak yeniden gökyüzünde görünür hâle gelerek yeni bir ifade evresine geçecek. Bu aşama, İnanna ve İştar mitlerinde eski benliğin öldüğü, çözülmenin tamamlandığı eşik olarak sembolize edilir. Bu tarih aynı zamanda dikkat çekici bir göksel örtüşmeye sahne olur: aynı gün Kova burcu 28°49’ derecesinde bir Güneş tutulması gerçekleşir. Akşam Yıldızı Venüs, artık içsel olarak olgunlaşmış değerleri dış dünyada ilişkiler, çekim alanları ve seçimler yoluyla ifade etmeye başlarken; Kova’daki tutulma, bireysel kalpten doğan bu değerlerin kolektif alanla, gelecek vizyonlarıyla ve toplumsal ağlarla nasıl paylaşılacağını sorgulatır. 17 Şubat 2026’dan 4 Ekim 2026’ya kadar Venüs, yeraltı dünyasından yeryüzüne doğru ters sırayla yükselir. İnanna’nın yedi kapıdan geri geçerken giysilerini yeniden alması gibi, Venüs de her aşamada bilincin farklı bir katmanını geri kazanır. 4 Ekim 2026’da Venüs, Akrep burcunun 8° derecesinde retrograd hareketine başlar ve 13 Kasım 2026’ya kadar Terazi burcu 22° derecesindeki Arcturus hattına kadar geriler. Bu noktada önemli bir ayrım ortaya çıkar: Retrograd evre bir iniş değil, dönüşten sonraki ara fazdır. Venüs yeraltından çıkmış, özüyle yeniden temas etmiş; ancak henüz yeni yönüne tam olarak yerleşmemiştir. Bu nedenle retrograd dönem, zırhların çoktan bırakıldığı; fakat hangi arzularla, hangi değer tanımıyla ve nasıl bir sevgi anlayışıyla yola devam edileceğinin yeniden düzenlendiği hassas bir eşik alanı olarak çalışır. Venüs’ün geri hareket döngüsü rastlantısal değildir; sekiz yıllık kozmik bir hafıza ritmi içinde işler. Her beş retrogradın ardından, yaklaşık her sekiz yılda bir Venüs gökyüzünde neredeyse aynı koordinatlara geri döner. Bu tekrar, yalnızca astronomik bir olgu değil; doğum haritasında da aynı alanların yeniden aktive olması anlamına gelir. Bu nedenle hiçbir Venüs retrosu “tek seferlik” değildir. Her biri, sekiz yıl, on altı yıl ve yirmi dört yıl önce yaşanan benzer temaların yankısını taşır. İlişkiler, değer yargıları, arzular ve öz-değerle ilgili meseleler, zaman içinde katman katman işlenerek bilince geri çağrılır. Her döngü, geçmişte yaşanan deneyimlerin aynısını değil; onların olgunlaşmış, derinleşmiş bir versiyonunu önümüze getirir. 4 Ekim – 13 Kasım 2026 tarihleri arasında gerçekleşecek Venüs retrosu da bu zincirin önemli bir halkasıdır. Benzer temaların daha önce gündeme geldiği dönemler şu şekildedir: 6 Ekim – 16 Kasım 2018, 9 Ekim – 18 Kasım 2010, 11 Ekim – 21 Kasım 2002. Bu tarihlerde yaşanan konular, 2026 retrosunda farklı bir bilinç düzeyinden yeniden sahneye çıkabilir. Venüs’ün her sekiz yılda bir zodyağın aynı bölgesini ziyaret etmesi, bize şunu hatırlatır: bazı hikâyeler kapanmaz; olgunlaşır. Ve her dönüş, aynı soruya bu kez daha derin, daha dürüst ve daha bütüncül bir yerden cevap verme fırsatı sunar. Bu retrograd süreçte, Akrep burcunun 8° derecesi ile Terazi burcunun 22° derecesi arasında kalan alan, doğum haritanızda hangi evlere denk geliyorsa, o yaşam temalarında geçmişten gelen meseleler yeniden hareketlenebilir. Ancak bu kez, daha farkında, daha bilinçli ve daha bütünleşmiş bir yerden ele alınmaları mümkündür.Venüs’ün döngülerini bilinçle izlemek, yalnızca gökyüzündeki bir hareketi takip etmek değildir; kim olduğunuzu, neye değer verdiğinizi ve kalbinizin hangi yönde çağrıldığını hatırlama sürecidir. Bu döngüler, iç dünyada şekillenen arzular ile dış dünyada kurulan ilişkiler, seçimler ve yaşam koşulları arasındaki ince aynayı görünür kılar. Böylece hayatın, ilişkilerin ve içinde bulunduğun çevrenin, öz niyetinizle ne ölçüde uyumlandığını fark etmenize alan açar; gerekirse bu uyumu yeniden kurmanız için sizi nazik ama kararlı bir biçimde davet eder.

Yorumlar (0)

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!