GÖKÇEN GÖKÇE
Ben Gökçen Gökçe. Birçoğunuz beni bir süredir AsTaroTheraphy adıyla sosyal medyada takip ediyor; gökyüzünün kadim dilinden şifa ve farkındalık mesajları almaya niyet ediyorsunuz. Üniversite yıllarında matematiksel algoritmalarla ilgilenirken fark ettim ki, evrenin dili aslında formüllerle değil ritimlerle konuşuyor. Gök kubbede yankılanan her transit, içimizde bir yerleri tetikliyor. İsmimle birlikte yazgımın da sanki gökyüzüne çizilmiş gibi oluşu beni hep düşündürmüştür. “Gökçen” — göklere ait, “Gökçe” — o göğün güzelliği… Belki de ailem farkında olmadan yıldızlara dokunan bir ruhun adını koydu. Zaten her ruh, yolunu seçerek gelmez mi bu hayata? Küçük yaşlardan beri, bir Anadolu kasabasının karanlık gecelerinde gökyüzüne hayranlıkla bakarım. Sadece yıldızlara değil; onların arkasındaki dile, sembole, matematiğe… Her harita bir bilinç haritasıdır; her sembol içimizde yankılanan bir şarkı gibidir. Astroloji bu yolculuğun adı oldu ama tek eşlikçim değildi. Yurt dışı eğitimlerim ve danışmanlık süreçlerim hâlâ devam ediyor. Bu, yalnızca astrolojiyle sınırlı bir yolculuk değil. Aromaterapi, doğal yaşam, doğanın ritmi ve Natura’nın kadim sembolleri de bana eşlik eden pusulalar oldu. Doğayı anlamak ve sezgi ile bilgiyi birleştirmek benim için bir meslekten çok bir yaşam şekline dönüştü. Yıllar içinde çok şey değişti. Yurt dışı serüvenleri, değişen işler, yeni yollar… Ama değişmeyen tek şey, gözümün hep gökyüzünde oluşuydu. Babaannemin dediği gibi: “Sen başka bir yeri izliyorsun.” Evet, izliyordum. Sadece yıldızları değil, insanların kalplerindeki ışığı da… Kurumsal kariyerim de bu yolculuktan bağımsız olmadı. Türk Hava Yolları’nda gökyüzüyle birebir temas ettiğim uzun yıllar boyunca, dünyayı keşfetmenin yalnızca coğrafi değil, ruhsal bir seyahat olduğuna daha çok inandım. Kadim kültürlerin izini sürdüm; yurt dışı turları, keşifler, kurumsal organizasyonlar derken içimde biriken bilgiler bir gün kendi sesini buldu. Ve bir gün, beni çok iyi tanıyan ve değer verdiğim birkaç kişinin “Bunu anlatmalısın.” demesiyle başladı AsTaroTheraphy serüveni. Sosyal medya maceram planlı değil; ilhamla ve yürekle doğdu. Çünkü ben Yay stellium’lu bir haritaya sahibim: Sabit duramam, ararım, keşfederim, öğrenirim… Ama öğrendim ki asıl özgürlük, bir noktada köklenebilmekteymiş. Gökyüzünde bile döngü varsa, ruhun da bir merkezde sabitlenmeye ihtiyacı varmış. Türkiye’de astroloji adına çok değerli akademiler ve hocalardan edindiğim deneyimleri bugün kendi yolumla harmanladığımı düşünüyorum. Her zaman bilimin izinden gittim: matematik, istatistik, veri… Ama aynı zamanda sezginin, mitolojinin, Jungyen sembollerin ve doğanın kadim bilgisinin. Çünkü bana göre gerçek şifa bütüncül olur; zihinle hissedilir, bedenle akar, ruhla tamamlanır. Bugün geldiğim noktada, yalnızca gökyüzünü değil, insanı da okumaya çalışıyorum. AsTaroTheraphy sadece bir astroloji hesabı değil; bir hatırlayış, bir çağrı: kendine, doğaya, gökyüzüne ve sonsuz potansiyeline… Bugüne geldiğimizde, akademimiz altında eğitim ve danışmanlıklarıma devam ediyorum. Psikoloji, aromaterapi, nefes, yaşam koçluğu ve uzman eğitmenlik gibi aldığım birçok eğitim, profesyonel hayatımda yalnızca bilgi değil; farkındalık taşımaya odaklanmamı sağladı. Danışanlarıma baktığım her astrolojik harita artık sadece gezegenlerin dizilimi değil; bir ruhun, bedenin ve zihnin birlikte şifalanmaya çağrısıdır. Sevgiler, Bir Dost AsTaroTheraphy