Makale

SARIL YARATIMA ANNELİK VE YARATIM

05 May 2026 6 dk okuma
SARIL YARATIMA ANNELİK VE YARATIM
SARIL YARATIMA ANNELİK VE YARATIM Bir çocuğun ihtiyacı olan tek şey ona verebileceğin koşulsuz sevgidir… Kendi içindeki çocuğu anladığın zaman çocuğunu, yavrunu da hakkıyla anlayıp sevebileceksindir. Dünyaya gelmeden çok önce yapmışsındır kontratını. Senin yavrun olarak gelmeye gönüllü olmuştur. Tıpkı senin de onun annesi olmaya gönüllü olduğun gibi. Aslında birlikte büyüme, gelişme sözü vermişsinizdir. Dünya düzleminde sen ona hayatı öğretiyor gibi gözüksen de belki o sana hayatı, hayatın gerçeklerini öğretiyordur. Karnında taşıdığın zamanlarda ne çok merak ettin ya da onu koruyup kollayacağınıza dair nasıl da birlikte endişelendin sevdiğinle. Sağlıklı doğması ne kadar önemliydi. Yediğin, içtiğin her şeyi inceden inceye ölçer oldun. Onun gelişimine en iyi ne gelir, okudun, öğrendin, uyguladın. Belki ondan önce sağlıklı olmayan alışkanlıklarını azaltmaya ya da bırakmaya özen gösterdin. Sahi neden içiyormuşum ki bu sigarayı ya da alkolü, aslında hiç de ihtiyacım yokmuş dedin belki. Ya da bağımlılıkların seni zorladıkça o sigara paketinin üzerindeki hasta bebek resimleri seni durdurdu. Onu sağlıkla kucağına alabilmek içindi tüm çaban. Hareketlerini yavaşlattın, dinlenmeye özen gösterdin, yediklerine içtiklerine dikkat ettin, stresten olabildiğince uzak durdun. Bunların tümü bir mucizeyi kucaklayabilmek içindi. Minicik ellerini, ayaklarını hayal ettikçe için titredi. En çok da nasıl olacağını düşünerek kalbin pır pır o güzel Tanrı misafirini, Tanrı çocuğunu bekledin. İçinde hareketlerini hissetmeye başladığın 4. ayından sonra elin karnında, bu sefer de onun hareketlerini takip etmeye başladın. İçeride uykuya daldığında hareket mi etmiyor acaba diye endişelendin. Gündüz senin adımlarınla salıncak gibi sallanıp uykuya dalıp, geceleri sen dinlenmeye başladığında onun hareketleri başladı çoğu zaman. Aslında seni uykusuz gecelere hazırlamak içindi tüm çabası. Aradan çok yıllar geçip de bütün süreci gözden geçirince anlayacaktın. Anne olmaya sistem seni nasıl hazırlamış, o minik bilge seni adım adım kendi halleri için antrenman yaptırıp güçlendirmişti. Dünyaya gelmeden önce son aylarda içinde iyice büyüyen, gelişimini tamamlayınca, sancısıyla ilk müjdeyi verdi aslında. O sancı ki, aslında hayatın seni büyüttüğü zamanlardaki tüm acılardan çok daha büyüktü. Kendi anneni, kendi anneanneni, ailenin kadınlarını ve doğum yapan tüm kadınları anlaman için o acıyı çekmen gerekiyordu. O acıyı çekerken Tanrı’yı, yaratımı, yaratımın sancısını da düşündün belki. Bir sanatçı da en güzel eserini ortaya çıkarmadan önce ne acılardan geçer. Sen onun eserine bakarken müthiş bir sanatla karşı karşıyasındır ama; o güzel eserden önce o ne acılardan geçmiş ne çok karanlığı aşmış ne çok geceyi ağartmış ne çok gözyaşı dökmüş, kaç defa ölmüş ve kaç defa dirilmiştir kim bilir? Tüm acıların bıçak gibi kesildiğinde bir ağlama ile kendine gelirsin, yaratımın en güzel çığlığı, o bebek ağıtında saklıdır. Akan gözyaşların artık hak edilmiş mutluluk gözyaşlarıdır. Ömrün boyunca asla unutamayacağın hayatının en özel anı, en özel günüdür o gün. Her şeyi unutursun belki, ama o tarihi, o saati, o dakikayı unutamazsın. Kucağına verdiklerinde yavrunu, gözyaşların artık mutluluk şelalesidir. Hiçbir insan o özel ana kayıtsız kalamaz. Cennetin kapıları açılmış ve o güzel kokusuyla beraber bir melek dünyaya gelmiştir. Bir bebeğe ne çok ihtiyaç belirlenir. Halbuki ihtiyaçları sevgi, şefkat, merhamet, saygı, anlayıştır sadece. Dürüst olmak, çalışkan olmak, adil olmak, vicdanlı bir insan olabilmek onlara en iyi örnektir. Dimdik ayakta durabilmek, düşülse bile kalkıp yola devam edebilmek, çok kırılsan bile kırmamak, her canlıya aynı yaşama hakkı için saygı duymak ve korumak, hayatın fırtınalarından güçlenerek çıkmak, ne olursa olsun sevgiye, aydınlığa, ışığa yürümek…Seni zaten izleyerek hepsini örnek alıp kopyalayacaktır hiç merak etme. En güzel ve en özel emanetini, YARATIMINI sana teslim eden Tanrı’ya ne diyeceksin? Kendi yaralarını iyileştirmeden o çocuğu yaralamadan büyütebilecek, yetiştirebilecek ve hayata teslim edebilecek misin? Ne çok yaran var değil mi? İyileşmemiş. Belki çok önce iyileştirmen gerekirdi. Onu dünyaya getirmeden çok önce fark etmen ve iyileşmiş olman gerekirdi. Yaralı, yaralıyı nasıl iyi eder? Belki de o yaralarını iyileştirmek için gelmiştir ve sen bunu anlamadan onun için var olduğunu sanıyorsun. Yaratan onu sana sonra da seni ona teslim etti. Böyle bir yolculuğun içinde olduğunu hatırlayarak, bilerek yaşamak çok kıymetlidir. O küçücük eller, o küçücük ayaklar büyüdüğünde onunla büyümeyi, sen onu büyütürken onun da seni büyütmesini ve yaralarını iyileştirerek başka bir kalbi yaralamadan daha mutlu ve daha güzel bir dünya yaratmayı seçtiğinde sen de YARATAN’a en güzel teşekkürünü edeceksin. Sana acı çektirmek, en ağır sorumluluğu ve acılı olanı sana vermek değildi Tanrı’nın amacı. En kutsalı, en kıymetli hediyeyi, en güzel taşıyacak ve koruyacak olana teslim etti, seni seçti. Birlikte yaratmanın mutluluğuna sımsıkı sarıl. Güzel bir dünya için el ele, kalpten kalbe, ruhunu katarak yürüdüğünü bilerek sarıl hayata, sarıl YARATIMINA ve YARATIMA. TUBA İNANÇ RE-SHAPED DNA HEALER

Yorumlar (2)

E
Ebru Ayan 06.05.2026 09:22

Bu yazıyı okurken anneliğin sadece bir “büyütme” değil, aynı zamanda derin bir içsel dönüşüm ve birlikte iyileşme yolculuğu olduğunu yeniden hissettim. Yaratımın sancısını, sevgisini, kırılganlığını ve kutsallığını çok güçlü ama aynı zamanda çok şefkatli bir dille anlatmışsın. Özellikle “yaralı yaralıyı nasıl iyileştirir?” kısmı insanın içine uzun süre kalan bir farkındalık bırakıyor. Kalpten çıkan ve başka kalplere dokunan çok özel bir yazı olmuş, yüreğine sağlık

Özlem behram yalman 05.05.2026 21:01

Kalbimle okuduğum kalple yazılmış kendi hamilelik ve annelik sürecimin de gözümün önünden tatlı gözyaşlıydı da geçtiği çok özel bir yazı tüm annelerin Anneler Günü kutlu olsun ve üstadım Tuğba inancın kalemine kalbine ilmine ve yüregine sağlık