Makale

SENİN TAHTINDA KİM VAR?

07 June 2026 4 dk okuma
SENİN TAHTINDA KİM VAR?
SENİN TAHTINDA KİM VAR? “Ruhun tahtı”, “Tanrı’nın oturduğu yer” bedende neresi derdiniz? 17. yüzyıl filozof ve matematikçisi René Descartes epifiz bezi olarak yanıtlamıştır bu soruyu. Epifiz bezi (pineal gland) beynin ortasında bulunan ve melatonin hormonunu üreten endokrin bez olarak geçer. Kolektif bilinçdışı sembolizminde kozalak ile özdeşleştirilir. Üçüncü göz olarak da bahse konu edilen epifiz bezi, sezgisellik ile bağlantılıdır. Doğum haritalarında ise Tanrı’nın evi denildiğinde dokuzuncu ev düşünülmelidir. Bu yazı Yay burcunun yerleşip, Jüpiter’in yönettiği 9.ev ve 9.ev insanları üzerinedir. Öncelikle 9. ev insanını haritalarda nasıl görürsünüz, oradan başlayalım. Bu evdeki gezegen yerleşimlerinin yoğun olması, yoğun olmadığı durumda bile orada Ay, Güneş ya da Ay Düğümleri yerleşiminin olması, yükselen yöneticisinin 9.eve yerleşmesi ya da Jüpiter’in yükselen ya da MC kavuşumları dikkat çeker. Peki kadimler, neden 9.eve Tanrı’nın evi demişler ve ilahi frekanslarla eşleştirmişler? Burcundan ve yönetici gezegeninden elbette yola çıkabiliriz fakat buradaki nüans yalnızlık duygusu ve onun meyveleri ile bağlantılı. Dokuzuncu ev insanları, bulunduğu topluma kendilerini ait hissetmekte zorlanabilirler. Örneğin yine bu bağlamda vatan toprağını ve vatan aidiyetini dördüncü evden okurken, yurtdışı konularını ve yabancı ülkeleri 9.evden değerlendiririz. Kendini bulunduğu coğrafyaya ait hissedemeyen birey, kişisel ve ruhsal gelişimine, felsefi ve varoluşsal konulara, ilahi mekanizmaya, astroloji gibi kendini anlama yöntemlerine yüzünü döner. Yalnızlığını anlamaya çalışan birey, zamanla bu duygu ile el ele yürüyen birine dönüşür. Bu birliktelikten keyif alan çiftimiz, hayatı beslemeye ve ürünler vermeye başlar. Tüm bunlarla temas edebilmesi hatta anlamlı ve yaratıcı temasların ardında yaratıcı ile bağ kurabilmesi, ilahi mekanizmaya kalbini açabilmesi ile mümkün olur. Yaratımın tonu değişir. Hiç özden veya egodan yaratım birbiri ile aynı olur mu? Kendi özüne yaklaşan, içindeki ilahi ile temas kuran ve özünün Öz’den farklı olmadığını, o büyük kaynaktan beslendiğini fark eden birey kendini dokuzuncu evde artık yalnız da hissetmez. Enerjetik düzeyde de, fiziksel dünyada da artık eş ruhlarla, benzer frekanslarla yaratıma kendini açmıştır. Dokuzuncu evi, inanç konusundan bağımsız aktarmak pek mümkün olmaz, en azından eksik olur. Dokuzuncu ev insanlarının ilahi düzenle bir derdi vardır. Bu, iki uçta da kendini gösterebilir. Bazen ilahi sistemi, yaratıcıyı reddetmek bazen de ona aşırı ve sağlıksız bir bağlanma, adanmadan bahsedilebilir. Zira, Yay sembollerinde yobazlık ve fanatizmi de görmekteyiz. Bireyin dengeyi bulması yolculuğudur çoğu zaman bu evde cereyan edenler. Sarkacın iki ucunda gidip gelen varlık, dengeyi bulduğunda rahatlar, desteklendiğini ve bu yolculukta yalnız olmadığını fark eder. Bu noktadan sonra hiçbir şey aynı olmamaya başlar, yaratım bir anlamda eş yaratıma evrilir. Olanda ve olmayandaki hayır çok hızlı ve derinden fark edilir. Şükür bir nefes alışverişi gibi bir hal olur. Yaşam mücadele edilen değil, birlikte akılan bir nehir olur; suyu berrak ve ışıltılı. Oldurmak değil, oluşu yaşamak hasıl olur. İçindeki fırtınaları anlamak adına sende haritandaki izler üzerinden yola çıkabilirsin… Her adım senden yine sana gibi görünse de, yollar hep O’na çıkar. Sinem KAYA / Karma Astrolog ve Eğitmen

Yorumlar (0)

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!