AŞK Benliğin susup hakkın konuşması, Allah’ın kulunu kendine çağırmasıdır. Sözle Olmaz. Bir Hal gelir… Bir Sızı… Bir eksiklik hissi… Ruh der ki “Bende Olmayanı bana göster’’ Ateşsiz olan Ateşe tutulur Topraksız olan Toprağa yaslanır Havasız olan Söze ve zihne hayran kalır Susuz olan duyguya boğulur Bir Neptün dokunuşu ile çözülür sınırlar, bulanıklaşır benlik, insan ne istediğini değil, neyin artık yetmediğini fark eder. Neyin eksik olduğunu bilemezsin ama bilirsin ki bu dünya artık yetmiyordur… Beşeri Aşk yaşarsın… Kalbin O’na akar Tasavvuf der ki Orda durma Ordan geç Çünkü O sevgi seni Sonsuz olana alıştırmak içindir. Bazı aşklar kaderseldir. Düğümler çalışır, Plüton kalbe dokunur. Neptün hayali büyütür. İnsan sanır ki karşısındaki kişiye aşıktır. Oysa Hakikate kendi ruhunun çağrısına tutunmuştur. Aşk derinleştikçe sahip olma arzusu çözülür, Plüton’un öğretisi budur. Kontrol edemezsin, sahip olamazsın. Yalnızca dönüşürsün. Beklentiler erir. Beni seviyor mu sorusu susar. Ay sakinleşir, Venüs şükre döner, Satürn teslimiyeti öğretir. Yerine şükür gelir, teslimiyet gelir, rıza gelir. En sonunda Aşk sana şunu öğretir, Sevdiğin için değil, O istediği için sevdin. Aşk gelince insanın hayatı güzelleşmez, önce sessizleşir. İçindeki gürültü azalır…Çünkü Aşk kalpteki beni inceltir. Astrolojide bu an 12. Ev kapısından geçer. Bilinç geri çekilir Ego çözülür. İnsan görünmeyenle temas eder… Beşeri Aşk yaşadığında sandığın şey şudur: “Ben Onu Çok Sevdim” Tasavvuf ise usulca düzeltir; hayır O sevgi sana emanet edildi. Astroloji ekler; bu bir transitti kısa süreliğine açılan bir kapıydı, kalbine bırakılan bir işaretti… Çünkü gerçek Aşk’ta sahip olan yoktur Seven de sevilen de bir yerden sonra kaybolur. Bir gün fark edersin… Sevilmekten vazgeçersin, anlaşılma ihtiyacın susar. Ağlarsın, şikâyet etmezsin, yanarsın, kaçmak istemezsin Plüton yanar, Satürn sabreder, Ay kabul eder. En derinde Aşk sana şunu öğretir; seni kimse yaralamadı kimse terk etmedi. Kimse eksiltmedi. Sadece “Allah” kalbinde kendine yer açtı… Oysa bazı Aşklar insanın kendini bulması içindir. Kuzey Ay Düğümüne giden yol gibi…Ve kendini bulan insan fark etmeden Hakk’a yaklaşır. Çünkü doyurmak yetmez Tamamlanmaz... Ne Kadar Seversen Sev içinde bir boşluk kalır. Kalp fark eder ki hiçbir insan sonsuzluğu dolduramaz… Acı çekersin zannedersin ki sebep karşındakidir. Tasavvuf ise farklı yerden bakar. Canın acır çünkü tutunduğun fanidir. Fani olan 7.evdir. Kalıcı olan 12. Evdeki sırdır. Bu fark ediş insanı yumuşatır. Kibir çözülür, kontrol arzusu dağılır. Plüton teslim eder. Satürn olgunlaştırır. Ve insan teslimiyeti öğrenir. Bazı Aşklar yalnız bırakır ama bu yalnızlık ceza değildir. Bu bir inzivadır. Tasavvufta çile, astrolojide Satürn’dür. İşte orda insan dua eder, susar, anlam arar. Fark etmeden tasavvufun kapısına dayanır. Pervane karanlıkta ışığı görür. Bu Neptün’dür. Soru sormaz, ışığa hesapsızca kapılır. Işığa yaklaştıkça kanatları yanar. Bu Plüton’dur. Ama geri dönemez. Bu teslimiyettir. Karanlıkta kalmaktansa yanmayı tercih etmiştir. Tasavvufta Pervane yanacağını bile bile giden kuldur. “Aşkta Mesele yanmamak değil, yanmayı göze alabilmektir.” Derya Aksoy Bakıç, Astrolog @ deepastrolojiakademi AŞK Benliğin susup hakkın konuşması, Allah’ın kulunu kendine çağırmasıdır. Sözle Olmaz. Bir Hal gelir… Bir Sızı… Bir eksiklik hissi… Ruh der ki “Bende Olmayanı bana göster’’ Ateşsiz olan Ateşe tutulur Topraksız olan Toprağa yaslanır Havasız olan Söze ve zihne hayran kalır Susuz olan duyguya boğulur Bir Neptün dokunuşu ile çözülür sınırlar, bulanıklaşır benlik, insan ne istediğini değil, neyin artık yetmediğini fark eder. Neyin eksik olduğunu bilemezsin ama bilirsin ki bu dünya artık yetmiyordur… Beşeri Aşk yaşarsın… Kalbin O’na akar Tasavvuf der ki Orda durma Ordan geç Çünkü O sevgi seni Sonsuz olana alıştırmak içindir. Bazı aşklar kaderseldir. Düğümler çalışır, Plüton kalbe dokunur. Neptün hayali büyütür. İnsan sanır ki karşısındaki kişiye aşıktır. Oysa Hakikate kendi ruhunun çağrısına tutunmuştur. Aşk derinleştikçe sahip olma arzusu çözülür, Plüton’un öğretisi budur. Kontrol edemezsin, sahip olamazsın. Yalnızca dönüşürsün. Beklentiler erir. Beni seviyor mu sorusu susar. Ay sakinleşir, Venüs şükre döner, Satürn teslimiyeti öğretir. Yerine şükür gelir, teslimiyet gelir, rıza gelir. En sonunda Aşk sana şunu öğretir, Sevdiğin için değil, O istediği için sevdin. Aşk gelince insanın hayatı güzelleşmez, önce sessizleşir. İçindeki gürültü azalır…Çünkü Aşk kalpteki beni inceltir. Astrolojide bu an 12. Ev kapısından geçer. Bilinç geri çekilir Ego çözülür. İnsan görünmeyenle temas eder… Beşeri Aşk yaşadığında sandığın şey şudur: “Ben Onu Çok Sevdim” Tasavvuf ise usulca düzeltir; hayır O sevgi sana emanet edildi. Astroloji ekler; bu bir transitti kısa süreliğine açılan bir kapıydı, kalbine bırakılan bir işaretti… Çünkü gerçek Aşk’ta sahip olan yoktur Seven de sevilen de bir yerden sonra kaybolur. Bir gün fark edersin… Sevilmekten vazgeçersin, anlaşılma ihtiyacın susar. Ağlarsın, şikâyet etmezsin, yanarsın, kaçmak istemezsin Plüton yanar, Satürn sabreder, Ay kabul eder. En derinde Aşk sana şunu öğretir; seni kimse yaralamadı kimse terk etmedi. Kimse eksiltmedi. Sadece “Allah” kalbinde kendine yer açtı… Oysa bazı Aşklar insanın kendini bulması içindir. Kuzey Ay Düğümüne giden yol gibi…Ve kendini bulan insan fark etmeden Hakk’a yaklaşır. Çünkü doyurmak yetmez Tamamlanmaz... Ne Kadar Seversen Sev içinde bir boşluk kalır. Kalp fark eder ki hiçbir insan sonsuzluğu dolduramaz… Acı çekersin zannedersin ki sebep karşındakidir. Tasavvuf ise farklı yerden bakar. Canın acır çünkü tutunduğun fanidir. Fani olan 7.evdir. Kalıcı olan 12. Evdeki sırdır. Bu fark ediş insanı yumuşatır. Kibir çözülür, kontrol arzusu dağılır. Plüton teslim eder. Satürn olgunlaştırır. Ve insan teslimiyeti öğrenir. Bazı Aşklar yalnız bırakır ama bu yalnızlık ceza değildir. Bu bir inzivadır. Tasavvufta çile, astrolojide Satürn’dür. İşte orda insan dua eder, susar, anlam arar. Fark etmeden tasavvufun kapısına dayanır. Pervane karanlıkta ışığı görür. Bu Neptün’dür. Soru sormaz, ışığa hesapsızca kapılır. Işığa yaklaştıkça kanatları yanar. Bu Plüton’dur. Ama geri dönemez. Bu teslimiyettir. Karanlıkta kalmaktansa yanmayı tercih etmiştir. Tasavvufta Pervane yanacağını bile bile giden kuldur. “Aşkta Mesele yanmamak değil, yanmayı göze alabilmektir.” Derya Aksoy Bakıç, Astrolog @ deepastrolojiakademi
Yorumlar (0)
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!