Makale

TERAPİ VE YOLDA OLMAK. BU YOLCULUK NE ZAMAN BİTER.

29 December 2025 6 dk okuma
TERAPİ VE YOLDA OLMAK. BU YOLCULUK NE ZAMAN BİTER.

TERAPİ VE YOLDA OLMAK

“Bu yolculuk ne zaman biter?” 

Çoğu yetişkin büyüdükçe, sorumluluklarımız arttıkça yaşamın ağırlaşabildiğini ve karşımıza sürekli yeni zorluklar çıktığını düşünmeye başlar. Hayat kendi akışında, gündemimize beklenmedik yükler taşır. Kendi hayatımızın başkalarına kıyasla daha yorucu ve zorlu deneyimlerle dolu olduğunu düşündüğümüz dönemler olur. Karşımıza ne çıkacağını ya da sorun yaşadığımız insanların nasıl davranacağını belirleyemeyiz; bunu yapabilsek belki her şey daha kolay olurdu. Yine de kontrol edebildiğimiz bir şey var: kendi davranışlarımız. Hiç büyük bir kayıp yaşamış birine bakıp “Ne kadar da güçlü” diye düşündüğünüz oldu mu? Başkalarının acılarına tanıklık ettiğimizde istemsizce, aynı şey bizim başımıza gelse nasıl hissederdik diye düşünürüz. Bu kısa içsel muhasebe bile insanın hem kırılgan hem de dirençli olabileceğini hatırlatır. “Toplama kamplarında yaşayan bizler, o kamptan bu kampa koşan, ellerindeki son ekmek kırıntılarını vererek başkalarını teselli etmeye çalışan insanları anımsayabiliriz. Sayıları az olabilir, ama bu bile, bir insandan bir şeyin dışında her şeyin alınabileceğini gösterir: İnsan özgürlüklerinin sonuncusu, yani belli koşullar altında insanın kendi tutumunu belirlemesi, kendi yolunu seçmesi.” (s.81) Logoterapi’nin kurucusu Viktor Frankl’in İnsanın Anlam Arayışı kitabındaki bu cümleler, yaşamın getirdikleri ve kayıplarımız ne kadar büyük olursa olsun elimizde kalan asıl gücün ne olduğuna dair çarpıcı bir hatırlatmadır. Bazı insanlar yaşadıkları sarsıcı deneyimler sonrasında daha yüksek bir iç görü ve psikolojik esneklik geliştirirken; bazıları için aynı süreç kaygıların yoğunlaştığı, güven duygusunun zayıfladığı bir etki yaratabilir. Benzer olayların farklı zihinlerde bambaşka izler bırakması, ruhsal dünyamızın ne kadar bireysel ve çok katmanlı olduğunun da göstergesidir. Terapi tam bu noktada devreye girer: Üzeri örtülü yerlere şefkatle bakabilmek için alan açar, kişinin iç kaynaklarına yeniden erişmesine yardımcı olur. Günlük hayatın hızında çoğu zaman kendi gücümüzü unutur veya neleri kontrol etmeye çalıştığımızın farkına varamayız. Terapi, bu karmaşada soluk alınabilecek güvenli bir alan yaratır. Bu alanda duygular netleşir, düşüncelerin kökeni belirginleşir, davranışların ardındaki örüntüler görünür hâle gelir. Bu nedenlerle, terapinin ne zaman biteceği sorusunun kesin bir yanıtı yoktur; çünkü süreç, kişinin ne kadar süre destek alacağından çok, içsel dönüşümünün ritmiyle ilgilidir. Kimi insan bir kriz dönemini atlatmak için kısa süreli bir desteğe ihtiyaç duyar; kimileri ise çocukluk deneyimlerini, ilişkisel kalıplarını veya benlik algısını dönüştürmek için daha uzun bir yolculuğa çıkar. Her iki yol da doğrudur. Zaman ilerledikçe danışan çoğu kez şu farkındalığa ulaşır: “Aynı hayatı yaşamaya devam ediyorum ama artık duygularımı daha iyi düzenleyebiliyorum.” İnsanlar, tetikleyiciler, sorumluluklar değişmemiştir; değişen, kişiyle bu unsurlar arasındaki ilişkidir. Tepkilerin otomatikliğini yitirmesi, zorlanmanın her zaman tehdit anlamına gelmediğini fark etmek ve duyguların dalga gibi gelip geçtiğini görmek; güçlenmenin en görünmez ama en güven veren göstergelerinden biridir. Terapide gelişen zihinsel esneklik, insanın dış dünyayı kontrol etmeye çalışmak yerine kendi iç rehberliğine güvenebilmesini sağlar. Dışarıda ne olursa olsun içsel dayanıklılığın bir tür pusula hâline gelmesi tam da bu yüzdendir. Hayat aynı hızla akmaya devam eder; fakat o akışı karşılayan iç düzen artık değişmiştir. Bu nedenle terapi her zaman bir “tamamlanma” hissiyle bitmez. Kimi zaman zorlu bir dönem geride kaldığında süreç doğal bir şekilde kapanır; kimi zaman ise yıllar sonra yeni bir yaşam evresinde yeniden başvurulur. Bu bir gerileme değil, ruhsal yolculuğun olağan akışıdır. Aynı manzaraya daha olgun bir bilinçle yeniden bakmak gibidir. Bu nedenle terapiyi bir varış noktası olarak görmek yerine, insanın kendisine yaklaşmasını sağlayan bir süreç olarak düşünmek daha gerçekçidir. Gerçek bir yolculuk… Yol devam eder; fakat yolculuğa bakan göz artık daha berrak, adım atan benlik daha sakindir. Süreç sona erdiğinde çoğu danışan “artık hiçbir sorun yaşamayacağım” düşüncesiyle değil; “karşıma ne çıkarsa çıksın kendimin yanında durabiliyorum” hissiyle ayrılır. Tam da bu nedenle, “Bu yolculuk ne zaman biter?” sorusunun cevabı çizgisel değildir. Terapi, bitmesi gereken bir süreçten çok, insanın yaşamla kurduğu ilişkiyi dönüştüren içsel bir yolculuktur. Psikolog Tuba DİK Aile Danışmanı, Oyun Terapisti

Yorumlar (0)

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!